Ben Esra telefonda seni bosaltmami ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

ESKİ DEFTERLER – Bölüm 8 – O zaman bana 800 USD Bo
ESKİ DEFTERLER – Bölüm 8 – O zaman bana 800 USD Borçlusun!

Çalıştığım firmanın şirket içi transferi ile ABD’ye yönetici olarak gönderilmiştim Minneapolis’e. O zaman 25li yaşlarımdaydım. İlk ayak bastığımda ağzımdan çıkan yada aklıma gelen ilk şarkı Rafet El Roman’ın “MAcera Dolu Amerika” şarkısı olmuştu. Hava limanında bavulumu beklerken sesli bir şekilde bu şarkıyı söylüyordum. Etrafımdakiler bana bakıp gülüyorlardı. İlk ayımda şirket bir otel odası ayarlamış, ay sonunda kedime bir ev tutmam için de ilaveten para ödeyeceklerdi. Taksiye binip otele gittim. Şehir merkezinde bir otel. Uzun süre kalacağım için güzel de bir oda vermişlerdi.

İlk günler mesaiden hemen sonra gündüzleri sağı solu keşfetmeye çıkıyordum şirketten aynı bölümdeki yönetici arkadaşlarla. Biraz oryantasyon gibiydi. İyi ingilizce konuşuyor olmama rağmen ilk hafta kimsenin beni anlamadığını, benim de kimseyi anlamadığımı fark ettim. Markalara ve mekanlara alışmak, yerel lehçede konuşmaya alışma süreci bitince, daha doğrusu gözüm açılmaya başlayınca artık çapkınlık için de zaman ayırmanın zamanı gelmişti. Şirketten birkaç kıza da göz koymuştum ama önce şehrin gece hayatını keşfetmek daha akıllıca geldi. Özel hayatımı gizli tutmak iyi olacaktı anlaşılan.

Cuma akşamı olunca otelin resepsiyon görevlisine eğlenebileceğim bir yerler var mı diye sordum. O da birkaç farklı kulüp söyledi. Birkaçının damsız almadığını, ama bu otelde kaldığımı söylersem sorun olmayacağını söyledi. Teşekkür edip kulüpleri gezmeye başladım. İlk kulüp birkaç blok ötedeydi. Ortamını sevmedim, ikinci kulüp fazlasıyla pahalı bir yer olmalıydı ki girişte 50 USD giriş ücreti istediler. Orayı da es geçtim. Üçüncü kulübün girişinde içeri alamayacaklarını söyledi iri kıyım bodyguard. Kaldığım otelin adını söyleyince uzun uzun süzdü beni. Zaten zayıf ve çelimsiz biriyim, sorun olmayacağına kanaat getirmiş olmalı ki “Tamam, gir, ama sorun çıkarırsan bir daha giremezsin!” diye tembihledi. “Tamam” dedim. Bara girdim. Keyifli bir yerdi. Bara gidip votka redbull aldım. İçip etrafı gözlemlemeye başladım. ikinci votka redbull u alıp dans pistinin yanındaki bistro masalardan birine yerleştim. Yavaş yavaş ortamı sevmeye başlamıştım. Yerimde öylece sallanıp duruyordum.

O arada birkaç kişi gelip masaya yanaştı. Müsade istediler. Tabi dedim. Onlar da içkilerini koyup taklımaya başladılar. İçkim bitince gidip bir tane daha aldım kendime ama o arada masayı kaçırmıştım tabi. Barın önünde yine kendi kendime sallanıyor, dans ediyordum. O esnada yanıma bir kız yanaştı. Kumral, 1.70 boylarında, gülümsedi. Çok alışkın olduğum bir durum değildi. Ama burada herkes birbirine gülümsüyordu zaten. Koluma dokundu ve beni kendine çekip “Yalnız mısın?” diye sordu. “Evet” dercenise başımı salladım. İsmimi sorunca yabancı olduğum ortaya çıktı ve şehirde yenisin galiba” diye sordu. “Evet, bir hafta falan oldu geleli” diye yanıtladım. Gülümsemeye devam ediyordu. Güzel gülüyordu doğrusu. “Eğleniyor musun peki?” diye sordu. “Evet, burası hoşuma gitti. Ortam çok güzel” diye yanıtladım. “Ben de çok severim burayı, eğlenceli bir yer” diye devam etti. “Dans etmeyi seviyorsun sanırım” diye ekledi. “Evet, hoşuma gidiyor, beni eğlendiriyor” diye yanıtladım. “Anladım… güzel.. peki daha çok eğlenmeyi ister misin?” diye sordu birden. Anlamamıştım. “Anlamadım!” diye sordum. “Daha çok eğlenmek ister misin?” diye tekrar sordu. Ne demek istediğini anlamamıştım hala. “Nasıl bir eğlence kastediyorsun?” diye sordum tekrar. Güldü. “Benimle ve başbaşa bir eğlence!” diye yanıtlayınca durdum. O an aklımdan milyon tane şey geçmişti amerikan flimlerinde seyrettiğim.

Piskopat kız, yalnız erkeği eve götürüp işkence yapar, köle yapardan tut, buzlu küvette böbreği çalınmış olarak uyanmaya kadar…. Öte yandan da ayağıma gelen bu güzelle sabaha kadar sevişmek de güzel bir fikirdi. “Olabilir… Bundan mutluluk duyarım” diye yanıtladım. “Güzel… O zaman 500 dolar!” dedi. Koca amerikada dışarıya çıktığım ilk gecede beni bulan bir hayat kadını olmuştu. Güldüm. “Ne diyorsun? 500 doların var mı?” diye sordu tekrar. Aklıma nerden geldi bilmiyorum ama kıza dönüp “O zaman bana 800 dolar ve bir duble viski borcun olur” diye yanıtladım. Kız aptal aptal baktı suratıma. “Anlamadım, ben sana niye borçlanıyorum?” diye sordu şaşkın şaşkın. “Çünkü ben kendi ülkemde geceliği 1.300 Dolar ve 1 duble viski karşılığnıda sabaha kadar beraber oluyorum” diye yanıtlayınca kız kahkahayı bastı. “Woowww…. Erkek escort” diye güldü. “Hem de en pahalısı!” diye gülmeye devam etti ve elindeki kadehi kaldırdı. Kadeh tokuşturduk. elimdeki içki bitmişti tabi bu yudumla. Kız bunu görünce “Bekle!” dedi. Hemen arkamızdaki bara döndü, üzerindeki kot pantolon tam kalçalarını kavrıyordu. Resmen bebek gibi bir kızdı. Düzgün bacakları vardı… Eh.. gerçi 3 tane votka redbull dan sonra muhtemelen benim için o bardaki tüm kadınlar güzeldi, seksiydi yada 2 kadeh votka sonra hepsi öyle olacaktı.

Kız arkasını dönndüğünde kendine votka redbull almıştı. Bana uzattığında ise resmen duble viski vardı. “Duble viskiyi aldım, ama 800 dolar ödeme konusunda henüz emin değilim” diye güldü. Bu kadar pratik zekalı olduğuma ben bile inanamamıştım o anda. Kendimi bir anda erkek orospu gibi hissettim. Kızı becermek, ve üzerine 800 dolar almak!. Dışarıdaki ilk gece için hiç de fena bir fikir değildi. En kötü 800 dolar alamayabilirdim. Kendi kendime güldüm. “neye gülüyorsun?” diye sordu. “Peki, emin olmak istiyorsan aletimi avuçla 20 dolara” diye gülerek yanıtladım. Yüzüme aptalca bakmaya devam etmişti. “Nasıl yani, sadece dokunmak için 20 dolar mı ödeyeceğim, delisin sen!” diye güldü. “Aklına 800 dolar ödemeden önce emin olmanın başka bir yolu geliyor sa, o da olabilir!” diye güldüm. “Sen gerçekten komik ve çılgın birine benziyorsun.” diye güldü. Tam elini uzatacaktı ki “önce 20 dolar” diye gülümsedim. Güldü. “Ciddisin sen?” dedi gülmeye devam ederken. “Evet…” diye yanıtladım gülerek. “Bu yaptığıma inanmıyorum” diye çantasını açtı ve bir tomar paranın içinden 10 dolar çıkardı. “Bunu veririm” dedi. “Sıkı pazarlıkçısın” diye güldüm. “Evet, erkeklerden öğrendim” diye yanıtladı. “Tamam, o zaman 10 dolar. Kalan 10 dolar için iki şarkı boyunca kalçaların benim” diye yanıtladım. “ooo… bu hoşuma gitti. Anlaşma anlaşmadır” diye güldü ve elini önce bacağıma uzattı. Sonra da kot pantolonumun üzerinden yarı kalkık aletimi avuçladı. “wowww… oldukça iyisin” diye güldü. “Hadi gel buraya” diye seslenince arkasını dönüp önüme geçti ve kalçalarını pantolonumun üzerinden aletime sürtmeye başladı. O arada hemen yanımızdaki bistro masalardan biri boşladı. Elimizdeki içkileri masaya koymak için uzanınca masa ile aramda kaldı. diğer elimi de bistro masa üzerine koydum. Kız kalçalarını kasıklarıma yasladı bu kez iyice. Aletim artık tamamen büyümüştü. 2 şarkı boyunca ayakta kalçalarını aletime sürtmeye devam etti. 3üncü şarkı başladığında başını bana çevirip gülümsedi. “800 dolar – 20 dolar, 780 dolar kaldı” diye fısıldadım kulağına. “ooohhohoh… sen çok eğlencelisin” diye kahkahayı bastı. “içki?” diye sordum. “Olabilir, votka redbull dedi. “Bunlar benden” diye masadan ayrıldım. Bana bakıp gülüyordu. O arada kapıdaki bodyguard kızın yanına geldi. Beni göserip kulağına birşeyler fısıldadı. Kız da ona birşeyler söyledi. bodyguard başını tamam dercesine sallayıp bana doğru yöneldi. Umarım başımı belaya sokmamışımdır diye düşünürken, “tamam dostum, sorun yokmuş, kusura bakma ama güvenlik önemli” diye elini uzattı. “Sorun değil” diyerek elimi uzattım ve tokalaştık. İçkileri alıp kızın yanına döndüğümde gülüyordu. “Ne oldu?” diye sordum. “Senin tek geldiğini bildiğini, benim arkamda görünce bir sorun olup olmadığından emin olmak istemiş” dedi. Gülüştük.

Kadehleri kaldırıp tokuşturduk ve birer yudum aldık. Öylece bakıp birbirimize gülümsedik konuşmadan. Aslında oyuna devam etmeden kızı götürmenin tam zamanıydı. Öte yandan ilk konuşan kaybeder hesabı yaptım ve sadece gülümsemeye devam ettim. “Peki… yeterince emin olamadım dersem!” diye fısıldadı kulağıma. “20 dolar yada 10 dolar + 2 şarkı” diye güldüm. “Tamam” diyerek cüzdanına uzandı ve 10 dolar çıkardı yine. Parayı alıp cebime koydum. Yine masa ile arama girdi ve kendini aletimin üzerine sürtmeye başladı. “Bunu yaptığımı duysalar, herkes dalga geçer benimle” diye seslendi başını çevirip”. “yada bunu öyle bir anlatırsın ki onların 2000 dolarını alırım, sana da 500 dolar veririm” diye yanıtladım gülerek. “ooo… sen çok zekisin.. bak bunu konuşabiliriz” diye gülümsedi. Arada elini kalçalarının üzerine uzatıp aletimi avuçlayıp sıkıp bırakmayı da ihmal etmiyordu. “bu arada ismin ne?” diye sordum. “Katrin” dedi. “Cenk” dedim. 2 şarkı bitene kadar yine aynı şekilde dans ettik. “Belimden sarılmak ister misin?” diye sordu başını arkaya çevirip. “Neden olmasın?” diye sordum. “O zaman sanırım bu şekilde olmamız gerekecek” diye güldü. “Bedavacı seni… ama 2 alana 1 bedava sanki burada yaygın bir kampanya” diye yanıtlayınca gülmeye başladı bu kez katıla katıla. Belinden sarılıp kendime çektim iyice. “Eğer göğüslerini çaktırmadan okşamamı istersen 20 dolarını daha alırım” diye fısıldadım. Güldü. Elini elimin üzerine koydu ve yavaşça belinin üzerinde gezdirip biraz yukarıya, sütyeninin tam altına kadar çıkardı. Başını çevirip baktı ve “borcum olsun” dedi ve elimi göğsünün üzerine koydu. Herkes zaten kendi havasındaydı. Hafifçe okşadım göğsünü tshirtünün ve sütyeninin üzerinden. Kendini iyice bana yasladı. Biraz öyle takıldık. Sonra yüzünü döndü ve bu kez belimden sarılıp beni iyice kendine çekti. Göğüslerini göğüslerime bastırıyordu. “Nerde kalıyorsun?” diye sordu. Otelin adını söyleyince “Hadi gidelim” diye fısıldadı. Masadaki içkilerimizin tamamını arka arkaya dikip bardan çıktık. Otel çok yakında olduğu için yürüyecektik. Elimden tutup hızlı adımlarla önümden yürüyüp beni çekiştiriyordu.

Ana girişten girip asansöre bindik. “Sikerim senin 800 dolarını” diye yapıştı dudaklarıma. Deli gibi öpüşmeye başladık asansörde. 7inci kata çıktık ve hemen odaya daldık. İkimizin de kaybedecek zamanı yoktu. Kapıdan girer girmez kot pantolonumun kemerine ve düğmelerine saldırıp bir çırpıda aşağı indirmişti pantolonumla boxerimi ve Katerina çoktan aletimi ağzına yerleştirmişti. Kısa açık kahverengi saçlarını okşarken aletimin ağzının içine giriş çıkışını izliyordum. “ohh.. bunu yaptığıma inanamıyorum, deli olmalıyım, ama çok irisin, çok iyisin” diye mırıldanıyordu bir taraftan. Sonra birden durdu. “Hadi duşa gidelim” diye elimden tutup beni banyoya sürükledi. Sıcak suyu açarken arkasından yakalayıp kot pantolonunun düğmelerini ve kemerini açıp hızlıca onu soymaya başladım. Tshirtünü ve sütyenini fırlatıp atmıştı. Suyun altına girdiğimizde deli gibi öpüşüyorduk. ellerimle göğüslerini yoğurmaya başladım kalçalarını kendime çevirip aletimi kalçalarının arasına yerleştirmiş vaziyette. O arada Katerina duş jeline uzanıp vücuduna döktü biraz. Vücudunu duş jeli ile okşadım bir süre. Suyun altına beni çekti ve eline döktüğü duj jeli ile aletimi, taşaklarımı, kalçalarımı, bacaklarımı, koltuk altlarımı güzelce ovarak yıkadı. Arada öpüşmeyi ihmal etmiyorduk. Beni duruladıktan sonra “hadi git, hemen geliyorum” diye seslendi ve beni küvetten dışarı çıkarttı resmen. Muhtemelen kendi temizliğini yapacaktı.

Birkaç dakika içinde çıktı banyodan Katerina. Kısa saçları, ince beli, dolgun ve şekilli göğüsleri… Bu kız gerçekten pahalı olmayı hak ediyordu. Kurulanma ihtiyacı bile hissetmemişti. Keza ben de hala ıslaktım. Direk üzerime atladı ve beni yatağa attı resmen. Aletimi yine ağzına yerleştirdi ve somurmaya başladı. Güzel yalıyordu. Neredeyse tamamını boğazına kadar sokabiliyordu Katerina. Ona doğru hamle yaptım vücudunu okşamak için ama beni ittirdi geriye ve sırt üstü yatmaya devam ettim. Aletimin başını ağzına sokuyor, sünnet çizgime kadar olan kısmı ağzında tutup başına diliyle içerde darbeler atıyor, sonra biraz daha sokup tamamını geri çıkartıyordu. Birkaç kez eliyle sıvazladı, birkaç saniye aletime baktı. Hızla yataktan çıkıp çantasına uzandı ve bir prezervatif çıkardı. Açıp tekrar yatağa döndü ve prezervatifi aletime yerleştirdi. Sonra da aletimin üzerine çömeldi sapından kavrayıp. Üstüne oturmaya başladı. İçi resmen yanıyordu. Bir hayat kadını için oldukça sıkıydı. Tamamını içine almıştı. Sonra da oturup kalkmaya başladı. Kendine bir ritm tutturup dimdik aletimin üzerinde oturup kalkıyordu Katerina. Bu kız gerçekten işi biliyordu. Biraz alışıp gevşeyince bu kez hızını azalttı ama oturup kalkmaları sertleşmeye başladı. ellerimle kalçalarını okşamak istedim ancak elimi hissettiği anda “orospu, çek ellerini” diye mırıldandı. Resmen kendine bir orospu tutmuş havasına girmişti.

Birden kalktı üzerimden. “Ayağa kalk orospu ve yataktan in” diye seslendi. Dediğini yaptım. Kadınlığı yatağın kenarına gelecek şekilde sırt üstü uzandı. “Sadece yarağını istiyorum. bana dokunma” diye mırıldandı. “Yaklaş” dedi bacaklarını iyice iki yana açarken. Aletimin başını yakaladı, kadınlığının içine ittirdi. Gidip gelmeye başladım. “Sert sik” diye mırıldanınca hem hareketlerimi hızlandırdım hem de köklemeye başladım. Taşaklarım götüne çarpıp ses çıkarmaya başlamıştı. “oohhhh…. güzelll… sik beni orospu” diye mırıldanıyordu katerina. Dirseklerinin üzerine doğruldu ve kadınlığına girip çıkmamı seyretmeye başladı. “ohhh.. paramla sik beni orospu” diye mırıldanmaya devam etti. “Hadi getir beni, hadi tekrar getir beni” diye inlemeye başladı. Dayanma gücüm azalmıştı. “hadi, patla ve beni de patlat orospu” diye seslendi inleyerek. Ve iyice hızlandım ben de. Kütür kütür sikiyordum resmen. Sonunda prezervatife rağmen dayanamadım ve hırıltılarla boşalmaya başladım. Bu Katerina’nın da patlamasını hızlandırmıştı. Boşalmama rağmen içinde gidip gelmeye devam edince Katerine uzun bir çığık atıp iki elini göğüslerine uzatıp onları sıktı sırt üstü yatağın üzerine düşerken. “Çık içimden orospu” diye seslendi yarı inleyerek yarı kızarcasına.

İçinden çıktım. Prezervatifin üzeri ve kasıklarımdaki kıllar Katerina’nın sıvılarıyla bembeyaz olmuştu. Keza onun kadınlığından da ufak ufak sızıyordu sıvıları. Kendimi tekli koltuğun üzerine bıraktım. Prezervafiti aletimden çıkarıp bağladım ve çöpe attım. “Su getir orospu” diye seslendi Katerina. Minibardan su çıkarıp şişenin kapağını açtım ve ona uzattım. Ela gözlerini araladı, su şişesine uzandı ve bir dikişte tamamını içip bitirdi. “Parayla sikişmek keyifliymiş” diye mırıldandı gülerek. Anlaşılan 800 dolar garantiydi.

Minibardan bir su da kendime aldım ve içtim. Sonra kalkıp tuvalete gidip temizlendim. döndüğümde Katerina hala sırt üstü yatıyordu. Tekli koltuğa geçip oturdum. “oohh.. gerçekten iyisin” diye mırıldandı dirseklerinin üzerine kalkarak. Sonra doğruldu ve duşa girip temizlendi. Göğüslerinin tam üzerinden sardığı havlu ile geri geldi birkaç dakika sonra. “Bira var mı?” diye sordu. Minibarı açıp içinden bir bira çıkarıp uzattım. Kendim de bir tane aldım. “Sigaran var mı?” diye sordu. “Evet” dedim. “İçebilir miyim?” diye sordu. “Tabi” diyerek cebimden paketi alıp bir tane ona uzattım, bir tane de kendim yaktım. “Normalde içmem, ama erkekler hep bunu yapıyor, onun için istedim” diye güldü. “Hadi kalk ordan ve kucağıma gel orospu” diye seslendi gülerek. Tekli koltuktan kalktım, o oturdu. Ben de kucağına oturdum. Güldü. Ben de güldüm. “Erkekleri kopyalıyorum” diye güldü. “Genelde böyle yapıyorlar, yani ilk partiden sonra sigara ve gel kucağıma otur” diye devam etti. Güldüm. “Başka ne oluyor?” diye sordum. “Sonra en sık soru… Nasıl, iyi miydim?” diye kahkahayı bastı. “Ve klasik cevap, en iyisi sendin!” diye ikinci bir kahkaha…

“Ülkendeki kadınlar şanslıymış” diye güldü Katerina. “Orada erkek orospu olduğunu bilmiyordum” diye ekledi. “Çok nadir bulunmaz, ben de çok sık yapmıyorum, sadece bazen özel kadınlara.” diye yanıtladım. “Ya sen?” diye sordum. “Ben aslında sadece sex hizmeti vermiyorum. Bir anlamda eşlik ediyorum. Aslında bu gece de parası ödenmiş bir randevum vardı. Ancak son anda iptal olunca ben de eğlenmeye karar verdim. Barda yalnız ve yeni olduğun çok belli oluyordu. Fazladan bir 500lük için şansımı denemek istedim, ama galiba yanlış adama çattım. şimdi 800 dolar borçluyum” diye güldü. “Yok, yani 60 doları düşersek 740 dolar” diye güldüm. “ve tabi hala bahşişimi vermedin” diye ekleyince kahkahaya boğuldu. “Sen… çok eğlencelisin…” diye güldü. “Nasıl başladın peki?” diye sordu.

“Biraz tesadüf oldu aslında” diye yanıtladım. “Bacaklarım ağrıdı” diye güldü. Kucğından kalkıp yatağa oturdum. “Anlatsana, merak ettim” diye devam edince “Tamam” dedim. Yatakta iyice geriye gittim ve sırtımı yasladım. Biraları ve sigara paketini kültablası ile alıp geldi karşıma bağdaş kurup oturdu. Kadınlığı pırıl pırıldı ve tertemizdi. Oraya baktığımı fark edince. “Heyy… parayı ben ödüyorum, ben isteyince” diye güldü ve havluyla örttü önünü. “Güzel frikikti” diye güldüm. “Hadi anlat” diye seslendi.

“O zamanlar 18 yaşındaydım. Mesleğim ile ilgili staj için bir firmada çalışıyordum. Tam herşeyin sex olduğu yaşlarım. Malum, çok popüler bir erkek olmadım. Yani zayıf, kepçe kulaklı, sıradan… Ama aletim büyüktü. Kızlara yanaşma konusunda çok da başarılı değildim. Çünkü ağırlıklı olarak reddediliyordum. “O zaman bakireydin yani!” diye güldü Katerina. “Yok, değildim ama çok da ilişkim olmamıştı. Bir gün taşaklarım çok kaşındığı için doktora gittim. Derdimi anlattım. Pantolonumu indirmemi söyledi. Utandım, bana utanacak birşey olmadığını, sadece kontrol etmek için görmesi gerektiğini söyledi. Pantolonumu indirirken aletim kalkmıştı, elimle gizleyip kilodumun yanından taşaklarımı çıkardım. O arada eline beyaz muayene eldiveni giymişti. taşaklarımı parmaklarının arasına aldı, onları biraz inceledi. “Tamamamen indirir misin kilodunu?” diye sorunca durakladım. Çünkü büyük aletimi saklayabilmem mümkün değildi. “Merak etme, ilk defa bir erkek aleti görmeyeceğim” diye gülünce ben de kilodumu aşağı sıyırdım. Tabi kadın karşısında bunu görünce bir durdu. “Yaşına göre çok büyük ve irisin” diye güldü. Birşey diyemedim. “Bununla kızları korkutuyorsundur ama kadınlar bayılır” diye güldü. İşte o gün de tam bu gün olan şey oldu. diye devam ettim. “Ne gibi?” diye sordu Katerina. “Hazırcevaplığım tuttu bir anda” diye güldüm. “Ahhh… ne zaman hazır cevap olman gerektiğini iyi biliyorsun” diye gülümsedi. “eee, ne dedin peki?” diye sordu Katerina.

Ben de doktor hanıma dedim ki “Evet, genelde kızlar korkuyorlar, ama henüz kadınları onunla tanıştırma fırsatım olmadı” diye yanıtladım. Başını yukarı kaldırıp kaşlarını çattı. Gülüp başını sağa sola salladı kızmış gibi. Hala taşaklarımı inceliyordu. “Aletini yukarı kaldır bakalım, altını görmem lazım” diye seslenince aletimi göbeğime yasladım. Elinde mercek ile yukarıdan aşağı inceledi. “Elini çek bakalım” dedi. Elimi bırakınca aletim dimdik doktorun başının hizasına düştü. Başını inceledi. “Tekrar kaldır” diye seslendi. Kaldırdım. altını inceledi sonra tekrar bıraktırdı. Bunu birkaç kez yaptı. “önemli birşeyin yok, merak etme, bir krem yazacağım, bir hafta kullanırsan kaşıntın biter” diye geriye yaslandı koltuğunda ve reçete yazmaya başladı. Ben de o arada üzerimi toparladım. Tam reçeteyi alırken “ona iyi bak, büyüdüğünde çok işine yarayacak” diye güldü. “Şimdilik elimde patlamış gibi duruyor” diye yanıtlayınca kahkahayı bastı. “Çok mastürbasyon yapma” diye güldü. “Başka çarem yok!” diye yanıtladım gülerek. “Tamam çocuk, ilacı ihmal etme” diye ekledi. Kapıdan çıktım. Hastanenin içindeki eczaneden ilacı aldım ve hastaneden çıkarken doktor hanımı kenarda sigara içerken gördüm. Yanında bir tane daha bayana vardı yine doktordu sanırım. “Bakar mısın?” diye seslendi bana. “Buyrun doktor hanım” diye gittim yanına. “Senin adın Cenk’ti değil mi?” diye sordu. “Evet” dedim. “Aldın mı ilacını?” diye sordu. “Evet diyip ilacı gösterdim. “Tamam 1 hafta sonra tekrar randevu al gel” kontrol edelim bir daha” diye gülümsedi. “Tamam” diyebildim. Ama yanındaki kadın da gülümsemişti. İkisi de orta yaşlardaydı. 30larında falan.

Neyse, 1 hafta sonra tekrar gittim doktora. Randevum saat 16:30 daydı. Yani son ben vardım. Kapıyı çalıp içeri girdim. “Hoşgeldin” diye karşıladı. “Cenk ti değil mi?” diye sordu. “Evet doktor hanım” dedim. “Benim adım da Aysel” dedi. “Memnun oldum” diye yanıtladım. “nasıl, krem fayda etti mi?” diye sordu. “Evet, kaşıntı kesildi” diye yanıtladım. “Aç bakalım” deyince bu kez yine taşaklarımı kilodumun yanından çıkardım. “aa… utanma, şunu komple sıyır” dedi. Ben de yine sıyırdım. Bu kez gizlemedim aletimi. Eldiveni giyerken aletime bakıyordu. Gözlerinin önünde erekte olmuştum resmen. Güldü. “Siz gençler” dedi ve taşaklarımı parmaklarının arasına aldı yine kontrol etmek için. Bu arada kapı çaldı. Sırtım kapıya dönüktü. “Gel” diye seslendi. “Ayselcim ne zaman çıkarsın?” diye başka bir bayan sesi geldi. “ah… son muayenem Cenk” diye gülümsedi. Gelebilirsin” diye ekleyince toparlanmalı mıyım” diye düşündüm bir an önümü kapattım. “Merak etme Cenk, Helen hanım da doktor” dedi. Kıp kırmızı olduğuma eminim. Helen doktor kapıyı kapatıp içeri girdi. Direk masanın önündeki koltuğa oturdu yüzü bana dönük. Ellerimle aletimi kapatmaya devam ediyordum. “Hadi aç” dedi. Ellerimi çekince aletim yine doktorun yüzünün hizasına düştü. Taşaklarımı parmaklarıyla kontrol etti. “Cenk’in bir sıkıntısı vardı, taşakları kaşınıyordu, ona krem verdim, 1 hafta sonra durum bu” diye seslendi. “Aaa, öyle mi?” diye yerinden kalkıp geldi Helen hanım bizim yanımıza. “Baksana” diye taşaklarımı gösterdi. “Cenk, şu aletini bir kaldır bakalım” diye seslenince aletimi yukarı kaldırıp göbeğime yasladım. “Maşallah. Bir de kızlar bunu görünce korkuyorlarmış” diye güldü. “Haklılar yani…” diye güldü Helen hanım. “Baksana, başı göbeğine değiyor” diye gülümsedi. Utanmıştım. “Aysel bir eldiven verir misin?” diye seslendi Helen hanım. Aysel hanım eldiveni uzattı. Eline taktı. “Müsadenle” dedi. Aysel hanım elini çekince bu kez bana seslendi “Müsade var mı Cenk’ciğim” diye kırmızı rujlu dudaklarını büzerek. Birşey diyemedim önce sonra da evet dercesine başımı aşağı eğdim. Helen hanım taşaklarımı komple avuçlayıp sıktı. “Dolusun…” diye güldü. “Napsın çocuk” diye takıldı. “Mastürbasyonla nereye kadar değil mi Cenk?” diye takıldı bana. İkisi de gülmüşlerdi. Helen hanım taşaklarımı bıraktı. “Aletini bırak bakayım” diye seslendi ama o kafasını geri çekmekte yavaş kalınca aletim yanağına sürtüntü. “özür dilerim” diyebildim utanarak. “yok yok, önemli değil, olur böyle” diye gülümsedi. “Gençsin, heyecanlandın tabi” diye güldü. “Yani, iki tane orta yaş güzeli bayan doktorun önünde yarı çıplak ve 18 yaşında olunca… Heyecanlanamamak elde değil…” deyince ikisi de gülmeye başladı. “Bize yürüyorsun yani!” diye takıldı Helen. “Yok, yani kızlar korkar bundan, kadınlar değerini bilir dediniz ya, o biraz heyecan yaptı bende” diye yanıtladım mahcupca. “Fantazi yaptın yani ayak üstü burda öyle mi!” diye hafif sert söylendi Aysel Hanım. “Aman Aysel, kızma çocuğa. Haklı yani. ” diye güldü.

“Tamam, giyinebilirsin” diye seslendi Aysel Hanım. Helen hanım gözlerimin içine bakıp gülümseyerek geri çekti kendini. Ben de üzerimi giyindim. “öğrenci misin?” diye sordu Helen Hanım. “Evet, burada bir firmada staj yapıyorum” diye yanıtladım. “Güzel meslek seçmişsin” dedi. “Zeki olduğun her halinden belli” diye güldü. “Teşekkür ederim” diye yanıtladım pantolonumu çekip üzerimi toparlarken. “Herşey yolunda, sadece çok fazla mastürbasyon yapma… aletinin baş kısmında küçük deformasyonlar olmuş, iyileşmiş ama birkaç gün ara ver” diye güldü Aysel Hanım. “Tamam, teşekkür ederim, tekrar gelmeme gerek var mı?” diye sordum. “Sevdin galiba böyle malı meydana sermeyi” diye güldü Aysel Hanım. Utandım biraz. “Utandırma genci Aysel” diye güldü Helen Hanım. Teşekkür ederim deyip odadan çıktım. Felaket şekilde patlamak istiyordum. O kattaki lavaboya doğru gittim. Tam lavabodan giriyordum ki “Cenk, bakar mısın?” diye seslendi arkamdan Helen Hanım. “Efendim” diye dönüp ona doğru yürüdüm. “Tahmin ettiğim gibi, lavaboya gidiyorsun” diye gülümsedi. “ellerimi yıkayacaktım” diye yanıtladım. Saatine baktı. “10 dakikan var mı?” diye sordu. “Tabi, bu gün işim yok” diye yanıtladım. “Uyanık… gel bakalım benimle” diye koridorun diğer tarafına doğru yürüdü. Onun muayenehanesine girdik. “Otur” dedi. Oturdum. “Lavaboya niye gittiğini biliyorum, ben olsam aynı şeyi yapardım. bunda utanacak birşey yok” deyince başımı öne eğdim. “Öğrenciymişsin, stajda maaş alıyor musun?” diye sordu. “Yok” dedim. “Peki nasıl geçiniyorsun ailenden uzakta” diye sordu. “Daha önce biriktirdiklerim var, onlarla idare etmeye çalışıyorum” diye yanıtladım. Çantasını açtı. Cüzdanını masaya çıkardı. “Peki, sana yardımcı olmak isterim” diye cüzdanını açtı. “Ama bir şartım var. Sır saklayacaksın” diye ekledi. O an bende jeton düşmüştü. Ayağa kalktım. Helen hanım şaşırdı. “Kapıyı kilileyelim o zaman” diye kapıya yürüyüp kilitledim. “Akıllı çocuksun” diyerek ayağa kalktı. Siyah eteğini beline sıyırdı, kilodunu kilotlu çorabı ile birlikte aşağı indirdi. Kadınlığını elleriyle ıslattı. Ben de pantolonumun kemerini çözüm. Aletim zaten erekteydi. Elime tükürüp kayganlaştırdım ve yaslandım. Helen Hanım’dan kısık bir inleme çıktı. “ohh…. çok güzell girdin” diye inledi. Birkaç kez gidip geldikten sonra patladım içine. çabuk olunca biraz utandım. Öylece bekletti beni içinde. Sonra içinden çıktım. Masanın kenarındaki peçetelikten bir parça koparıp kadınlığını temizledi önce. Ben de pantolonumu ve kilodumu çektim yukarı. “Özür dilerim” diyebildim erken patladığım için. “Yok.. dert etme, zaten çıkmamız lazım” diye güldü. “Kısa sürsün istedim” dedi ve cüzdanınndan yaklaşık 100 dolar para çıkartıp cebime koydu. “Sırrımız” diye güldü. “Şimdi önce sen çık ve beni aşağıda bekle. Aysel biraz şüphelendi ama açık vermeyeceğine eminim” diye göz kırpıp küçük bir buse kondurdu yanağıma.” diye devam ettim. Kikirdedi Katherina… “Sonra ne oldu?” diye sordu.

Kapıdan çıkıp hastaneden çıktım. Merdivenlerden inerken Aysel Hanım gördü. “Cenk, Helen Hanım seni buldu mu?” diye sordu. “Yook, ben lavaboya girmiştim” diye yanıtlayınca güldü. “Tahmin etmiştim” diye yanıtladı. Yemeğe gideceğiz yakındaki bir yere, gelmek istersen diye sormak istedik, öğrenci olduğun için hani” diye yemeğe davet ettiler beni. “Yani size yük olmayayım” diye yanıtladım. “Yok canım, biz de öğrenciydik, anlarız halden, hadi gel” diye gülümsedi Aysel Hanım. O sırada Helen hanım indi. “Hah… Cenk, ben de seni arıyordum ama Aysel bulmuş galiba” diye gülümsedi. “Evet, lavabodaymış” diye güldü. “Yemek?” diye sordu Helen Hanım. “Hadi giledim” dedi Aysel Hanım. Arabasına bindin Aysel’in ve sakin bir restorana gidip yemek yemeye oturduk. “Alkol kullanıyor musun?” diye sordu Aysel Hanım. “Evet, bira içerim” diye yanıtladım. Yemeklerle beraber ben bira içtim onlar da şarap. Sohbet ediyorduk havadan sudan. ikisi de şarabın etkisiyle gevşemişlerdi. Ben 1 tane bira içmiştim, ikisi bir şişe şarabı bitirmişlerdi. Hesabı istediler. Ödediler ve restorandan çıktık. ikisi de sallanıyordu resmen. “İsterseniz arabayı ben kullanayım” deyince “Tamam, ama sen nasıl eve gideceksin” diye sordular. “Otobüsle” diye yanıtladım. “Evin nerde?” diye sorunca en uzak semtin adını söyledim bilerek. “ooo.. tamam, bende kalırız o zaman” diye yanıtladı Helen. En yakın benim evim” dedi. 10-15 dakika sonra eve varmıştık. Ama yolda Helen öne oturmuştu. Sıklıkla bakıp gülümsüyordu. Arada vites değiştirirken elimi okşamıştı. Kesindi ki bu iki kadın aygırlarını ev atıyorlardı diye düşünmüştüm kendi kendime. “Wooww… ilk üçlü seksin 18 yaşında… üstelik iki olgun kadınla… hakkını vermek lazım, ” diyerek güldü Katerina. “Eee, sonra ne oldu? Merak ettim ilk grup maceranı?” diye ekledi. “Parasını ödediğin bir erkek orospunun başka kadınları nasıl siktiğini dinleyerek zamanını harcamak istiyorsan benim için hava hoş” diye güldüm. “Para benim, yarrak benim” diye güldü Katerina havlulun üzerinden aletimi sıkarak.

“Nasıl istersen” diye gülüp anlatmaya devam ettim. Eve çıktık. İki kadın da kikir kikir gülüyorları şarabın etkisiyle. “iyi ki sen kullandın” dedi Helen ve yanağıma küçük bir öpücük kondurdu. “Cenk, hadi istersen sen bir duş al, ben de bu arada yatacağın yeri hazırlayayım” dedi Aysel Hanım. “Peki” diyebildim sadece. Ne olacağını az çok tahmin etmekle beraber, yine de masum aptal genci oynamak hoşuma gitmişti. Helen Hanım’ın tam banyonun kapısından içeri girerken popoma attığı küçük şaplak ve hınzır gülümseme aslında niye banyo yapmamı istediklerini net bir şekilde anlatıyordu bana. Banyoya girip üzerimdekileri çıkardım. Sıcak suyu açtım duşun altına. O arada kapı aralandı, “Bir ihtiyacın olursa çekinme Cenk” diye seslendi Aysel Hanım. Başım ve gözlerim sabunlu olduğu için görmüyordum. Ancak kapının kapandığını da duymamıştım. Anlaşılan Aysel Hanım beni kapıdan dikizliyordu. Vücudumu da güzelce sabunladıktan sonra durulanmaya başladım. Gözlerimdeki sabun geçince kapının gerçekten hafif aralık bırakıldığını görmüştüm. Suyu kapatıp duştan çıktım ve havluyla kurulandım. Heyecandan aletim çoktan kaskatı kesilmişti. Etrafta kıyafetlerimi göremedim. “Aysel Hanım, kıyafetlerim!” diye seslenince “Canım, kirli olunca makineye attım, havluyu sarınıp gelebilirsin” diye seslendi içeriden. Kalkık aletimi zaten görmüşlerdi. Niyetleri de belliydi. Ben de tüm olayı hızlandırayım madem dedim ve güzelce kurulandıktan sonra havluyu bile belime sarmadan kalkmış aletimi sallaya sallaya çıktım banyodan. Salonun kapısından içeri girdiğimde onları göremedim. “Cenk, yatak odasındayız, üstümüzü değiştiriyoruz, salona geç geliyoruz” diye seslendi Aysel Hanım. Ben de sese yöneldim. Yatak odasına. Kapı ardına kadar açıktı. Kapıda belirdim. İkisinin de arkası bana dönük ve yeni soyunmaya başlamışlardı. Aysel Hanım beni aynadan fark edince “Akıllı adamın hali başka oluyor” diye kikirdeyerek bana yöneldi. “Gel bakalım gençlik iksirimiz” diye elimden tuttu ve dudaklarıma yapıştı. Bir eli aletimi kavramıştı çoktan. “Sabredemedin değil mi! Biz de.. Ama duşa girmemize müsade et” diye mırıldandı. Kıçıma da şaplağı yapıştırdı. “Doktor olunca hijyen takıntımız var” diye güldü Helen. “Soyunurken seyretmek istiyorum” diye güldüm. “Eğer elini sikine götürürsen onu keserim kökünden” diye takıldı Helen Hanım. Beni yatağa çekti ve sırtıma bir yastık koyup yatak başına sırtımı yaslamamı sağladı.

Aysel, Helen’e göre biraz daha uzundu. 1.70lerde falandı boyu. Yuvarlak yüzlü, çıkık elmacık kemikleri, iri gözleri vardı. Saçları kahverengiydi. İri kalçalı, ince belli ve göğüsleri iri birer portakal büyüklüğündeydi. “Hadi bunu iyice çıldırtalım” diye güldü Helen. Aysel’e yaklaştı, eliyle onun kalçalarını okşadı arkasına geçip ufak ufak. Eteğini yukarı sıyırıp küçük frikikler verdi kalçalarından sonra aşağı indirip kopçasını açtı, fermuarını açtı ve bacaklarından düşürdü. Arkasından beline sarıldı sonra kendine çekti iyice. Elleri gömleğinin düğmelerine uzandı. Onları tek tek açmayla uğraşmadı. iki ucundan çekip düğmeleri kopartarak iki göğsünü ortaya çıkardı. Gömleğini tamamen çıkarıp sütyeninin kopçasını çıkarttı ve bir anda sütyeninden kurtardı Aysel Hanım’ı. Aysel Hanım ilk refleks kikirdeyerek göğüslerini koluyla kapattı ve bana arkasını döndü. Hafifçe öne eğildi ve bu esnda ellerini çekip kilotlu çorabını aşağı doğru sıyırdı. Kilodunu çıkarmamıştı. Sadece kikirdeyerek beyaz kilodunun iki yanını kalçalarının arasına topladı. Göğüslerini kapatarak döndü ve bir öpücük atıp duşa gitti. Helen kikir kikir gülüyordu. “Benim acelem var ama” diyerek hızlıca soyundu kıyafetlerini sağa sola fırlatıp atarak. Sütyen ve kilotla odadan dışarı çıkarken sütyenini kapının önünde çıkarmıştı.

“O ikisi birbirini hiç öpmedi mi?” diye sordu Katerina. “Yani, o ana kadar evet” diye güldüm. “Ya sonra?” diye sordu. Sonra herşeyleri yaptılar diyince kahkahayı bastı Katerina. “Sen kadınlardan hoşlanır mısın?” diye sordum ben de. “Evet, bazen çiftler de çağırıyor” diye yanıtladı gülerek. “Evli çiftler mi?” diye sorunca “Bazen evli, bazen sevgililer, hatta bazen gay çiftler, bir keresinde bir kadın ve transeksüel sevgilisi ile birlikte oldum” diye güldü. “Bak onu merak ettim” diye gülünce “Hiç transeksüel ile birlikte oldun mu?” diye sordu. “Yok, gay ve transeksüeller ilgi alanıma girmiyor” diye yanıtladım. “Anladım” dedi. “Ama tercihlerine saygı duyuyorum” diye ekledim. “Evet” diye yanıtladı. “Peki ya tek kadınlar, onlarla da oluyor musun?” diye sorunca “bazen… ama daha çok eşlerinin başka bir kadınla sevişmesini seyretmek isteyen çiftler oluyor” diye güldü. “yani ilkinde öyle oluyor, sonraki çağırdıklarında bu kez ikisi birden oluyor” diye ekledi. “Güzel kazanıyor olmalısın” diye güldüm. “evet, haftanın 5 günü çalışıyorum. Sadece gecelik gidiyorum.” diye yanıtladı. “Peki takıldığın kız arkadaşın var mı yani aynı anda 2 kız isteyen falan olursa” diye sordum. “Evet, bir iki arkadaşım var, birisi zenci, diğeri asyalı. İki katı para ama daha az sex, daha çok eğlence” diye güldü. “Ve herkes senin kadar şanslı değil” diye ekledi sırıtarak. “18 yaşında iki olgun kadınla yatmıyor” diye kahkahayı patlattı. “Partiler oluyor mu bu şehirde? ben en çok onları merak ediyorum” diye sordum. “Ne gibi?” diye sordu Katerina. “Yani işte grup seks partileri.. çok erkek ve çok kadın, yada nudist partiler falan” diye sorunca güldü. “oh… evet.. oluyor, ama onlara öyle elini kolunu sallaya sallaya giremiyorsun. iyi bir referansın olması gerekiyor” diye güldü. “Birine katılmayı isterdim doğrusu” diye yanıtladı. “Partinin yıldızı olacağına emin olabilirsin” diye güldü Katerina. “O kadar da değil, benden daha büyükleri mutlaka vardır” diye yanıtlayınca “Evet var elbette ama seninkinin şekli çok farklı. Başı büyük olunca önden yararak ilerliyor, sünnetlisin ve tam başının altında küçük tırtıklar var. Prezervatif olmasına rağmen hissettim ve özellikle geri çıkarken sanki içimi kaşıyarak çıktın. Bu bana büyük zevk verdi. Ve başı giriyor, sonra kadınlığım ince kısmını bir anda kavrıyor. Ve herşeyden önemlisi performansın… Neredeyse yarım saattir aletin kalkık, avcumun içinde ve hala dimdiksin. Ve de en önemlisi eğlenceli ve kibarsın” diye güldü. “Ooo.. beni çok şımarttın” diye güldüm. “Biraz indirimi hak ediyorum sanırım” diye güldü Katerina. “Eğer öyle bir partiye katılmamı sağlarsan, bu gece bedava” dedim. Yüzüme baktı. “Hahaha… zaten ödeme yapmayacağımı anladın değil mi?” diye güldü. Sert baktım bir anda. “Şaka şaka.. ama anlaşmayı kabul ediyorum.” diye güldü. “Aslına bakarsan, belki burada da çok özel hizmetler verebilmene yardımcı bile olabilirim” diye baktı yüzüme Katerina. “Ne yani, bana pezevenklik mi yapacaksın?” diye güldüm. Kahkahayı patlattı. “Yani, aslında öyle oluyor biraz, sadece birkaç sürekli çiftim var, ve onlardan bir tanesinde kadın birinde beni yalarken yerine bir yarak olmasını isterdim” diye birşeyler mırıldanmıştı. Belki onlarla şansımızı deneyebiliriz! Ne dersin?” diye sordu. “Olabilir, bunu hiç deneyimlememiştim, güzel bir macera olabilir” diye güldüm. “Tamam… o zaman ekip miyiz!” diye elini kaldırdı çak dercesine. “Ekibiz” diye elimi kaldırdım ve çaktık. Biralarımız bitmişti. Katerina kalkıp yenilerini aldı dolaptan.

“Seninle sohbet etmek de keyifli” diye güldü uzatırken. “Çılgınsın” diye güldü. “Sen de öyle” diye yanıtladım ve dudaklarına uzandım. Dudaklarını uzatınca ufak bir öpüşme seansı yaptık. gülüştük. Biralarımızdan birer yudum aldık. “Peki sen? Yani sen nasıl başladın?” diye sordum. “Ben aslında 4 aydır bu işteyim” diye yanıtladı. “Buraya NY den geldim. Orada mutsuzdum, biraz param vardı, buraya geldim bir yıl önce. Bir ev tutup iş aramaya koyuldum. Garsonluk yapıyordum part time. Bahşişlerle güzel kazanıyordum. Bir gün çalıştığım restoran dışarıda bir iş almış, oraya garson olarak gittim. Büyük bir villa. Havuz, lüks arabalar, dev bir bahçe… Muhteşem zenginler. Bir parti veriyorlarmış. Gece boyunca hep zengin insanlar geldi. onlara içki servisi yaptım. Saat ilerledikçe partideki kişi sayısı azaldı. 10-15 kişi falan kalmşıştı. Çalışan bir tek ben kalmıştım. Diğerleri gitmişti. Ben de 2 katı ücret alacağım için kalmayı kabul etmiştim gece yarısını geçtiği ve iş uzadığı için. Ortalığı toplayacak, arada gelen olursa bardan içki verecek ve fazladan 100 dolar kazanacaktım. Birkaç saat için iyi paraydı. Yavaş yavaş ortalığı toplamaya başladım. Bu arada misafirlerden birkaç tane daha giden oldu. 6-7 kişi kalmışlardı. O arada partideki kadınlardan biri geldi yanıma. Bir içki istedi. Hazırlarken ne kadar kazanıyorsun falan gibi sorular sormaya başladı. Sonra eğlenmek istediklerini, farklı şeyler yapmak istediklerini istersem gidebileceğimi söyledi. Ben de sorun olmadığını söyledim. Ne kadar farklı birşey yapabilirler ki diye düşünmüştüm. Sonra kadın birden “Eğer istersen bu gece 500 dolar kazanabilirsin” dedi. “Bu nasıl olacakmış?” diye sordum. 1000 dolar… bir gecede… yaklaşık 10 günlük çalışmamın karşılığı… Çok iyi para… “Şurada duran sarışın benim kocam, eğer onunla herkesin önünde sevişmeyi kabul edersen sana 1000 dolar öderim” dedi. Şok olmuştum. Donup kaldım. “Merak etme, çabuk boşalıyor…elinde bile patlayabilir hatta” diye güldü. Kafam karışmıştı. önümde duran visk**en bardağa biraz boşaltıp tepeme diktim. Kaybedecek neyim vardı ki? üstelik 500 dolar… “Herkesin önünde olmak zorunda mı?” diye sordum şaşkınlıkla. “Hımm. Evet, çünkü bu bizim kapanış eğlencemiz. Ev sahibinin erkeği herkesinin önünde başka bir kadını becerir… Eğer sen hayır dersen bir escort çağıracağım ve bu işi 100 dolara halledeceğim. Ama seni çok beğendim” diye parmağını elimin üzerinde usulca gezdirdi. “Tek o olacağından ve diğerlerinin bana birşey yapmaya kalkışmayacağını garanti eder misin?” diye sordum. “Evet… Sadece benim kocam… Diğer tüm kadınlar kendi kocalarının kucağında olacaklar merak etme. Ama seni düşünerek kendi kadınlarını sikmelerini kafaya takmazsın sanırım” diye güldü. “Peki sen?” diye sordum. “Ben… yani ev sahibinin hanımı diğer tüm erkekleri kadınları için hazırlayacak. “anlamadım?” diye yanıtladım. “Boşver, sadece eğlenmene bak, o yaraklar benim” diye kikirdedi. Sonra elini dekoltesinin içine atıp göğsünün üzerinden 500 doları çıkarttı ve bana gösterdi. “alırsan alırsın, almazsan escort alacak” dedi. 500 dolar, en fazla 1 saat için, 10 günlük para… evin kirası 1 saatte ödenecek… Kafam allak bullak olmuştu.

Ben Esra telefonda seni bosaltmami ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32