Voyeur Sex

İki Almanla

İki Almanla
Kocam Almanya ile ithalat ihracat işleri yapan bir işadamı. İş bağlantıları genelde seyahat etmeyi en çok sevdiği şehirlerden biri olan Münih’te…

Almanyanın güneyindeki bu şehirde insanların daha yakın, daha sıcak ve insan ilişkilerinde daha toleranslı davrandıklarını söyler. Bu nedenle sıkça gittiği bu şehre yaptığı iş seyahatlerinden birisine beni de beraber götürdü.

Her zaman kaldığı o basit otellerin aksine bu sefer ben yanında olduğumdan, son derece modern ve içinde her türlü konforu sağlayan Park otele yerleştik. Bu otel king size tabir edilen geniş yataklara, sauna, buhar banyosu ve jakuziden oluşan bir sağlık merkezine sahipti. İş görüşmeleri Pazarrtesi günü başlamasına rağmen biz hafta sonunu değerlendirmek için Cumartesi günü Münih’e varmıştık.

Son derece soğuk bir hava vardı dışarıda kar yağıyor ve hafta sonu olduğu için sokaklarda tek tük arabalara rastlanıyordu. Odamıza yerleştikten sonra kocam bu saatte yapılacak en güzel şeyin, saunaya gitmek olduğunu söyledi.

Sauna otelin üçüncü katında bulunan ve tam anayol kavşağına bakan ayna camlarla çevrilmiş sağlık merkezininin içinde yer alıyordu. Yaptığımız uzun yolculuktan sonra bu fikir bana da harika göründü.

Biz de vakit kaybetmeden saunaya inip cam kenarına yerleştik. Buradan parkın ve caddenin görünüşü muhteşemdi. Saunanın içerisi son derece sıcak, camlardan dışarı baktığımızda ise lapa lapa kar yağıyordu. Bu kadar güzel bir tezatı yaşamak harika bir heyecan veriyordu çıplak bedenlerimize…

Bedenlerimiz çıplaktı, çırılçıplak… Geniş basamaklarda otururken kocam üstümdeki son giysi parçası olan bikini altını da çıkarttırmıştı bana… Havlularımız yanımızdaydı, biri gelecek olursa sarınabilirdik. Zaten saunada bizden başka kimse yoktu, aslında olsa da bir şey fark etmezdi ya, Avrupa’da insanlar saunada cinselliklerini unutuyorlardı.

Ama biz bu garip tezatı ilk defa yaşıyor, içimizde tuhaf bir ürperti ile o anın keyfini çıkarıyorduk. Yirmi dakika kadar bu cehennemde terledikten sonra kalbimiz çılgınca çarpıyor, nefes almakta güçlük çekiyorduk. Gücümüzün son kırıntısıyla havlularımıza sarınıp kendimizi dışarı attık.

Saunanın kapısından çıkınca hemen karşısına gelen kısımda büyücek bir yüzme havuzu vardı. Baktık orada da ikimizden başka kimse yok. Kocamla göz göze geldik. Önce o beline sardığı havluyu çözüp yere bıraktı.

Sertleşen erkekliği iştah açıcı görünüyordu. Elini uzatıp göğsümün üzerinde kıstırdığım havluyu tuttu,

“Ne yapıyorsun, deli misin?” dedim yine de…

Aslında bana da çılgınca gelmiş, hoşuma gitmişti kocamın fikri… Biraz ikna edilmek istiyordum ve kocam bunu başardı.

“Bak, bir saate yakın buradayız, kimse gelmedi. Bu saatte gelmez de… Bırak çekingenliği… Hem biri gelse bile hiç önemli değil. Kızım burası Almanya… Çıplaklık en doğal şey onlar için… Kimse kimseye dönüp bakmaz bile… Hadi çıkar şu havluyu… Güzelliklerini göster bana bebeğim…”

Sonunda elimi çektirip benim havlumun da yere düşmesini sağladı. İki yaramaz çocuk gibi elele tutuşup çırılçıplak bedenlerimizi buz gibi suyun içerisine bıraktık. Alev gibi yanan bedenlerimiz buz gibi suyla temas edince tabiri caizse “cosss”diye bir ses çıktı ve sudan dumanlar yükseldi sanki…

Ben ve kocam ilk şoku atlattıktan sonra yüzmeye başladık. Buz gibi su çırılçıplak bedenlerimizin en mahrem yerlerine kadar değiyor, tarifsiz bir zevk duygusu yaşatıyordu bize.

Soğuk suda yüzerken çekinerek etrafıma baktım. Bizden başka kimse yoktu. Yarım saattir saunada, bu havuzda zaman geçiriyorduk, hiç kimse gelmemiş, bizi rahatsız etmemişti. Önce çekingen bir iki kulaç attım, sonra iyice güven duydum, alışıp rahatladım.

Havva kızı gibi çırılçıplak yüzmek hoşuma gitmişti. Suyun içerisine bir dalıp bir çıkıyordum. Her dalışımda kocamın pek beğendiği kalçalarım bütün diriliğiyle meydana çıkıyordu. 90 derece sıcaklıktan sonra o buz gibi suyun içerisinde kalçalarımı sergilemem kocamı birden azdırmıştı.

Erkekliği önünde aniden hareketlenmiş buz gibi suya rağmen hızla sertleşmişti. Etrafımda yüzüp duruyor, sikinin ne kadar sertleştiğini hissettirmeye, sikini vücuduma değdirmeye çalışıyordu sanki hiç görmemiş gibi…

Ben bu arada suyun üzerine sırtüstü uzanmıştım. Dipdiri göğüslerimin fındık iriliğindeki uçları, soğuk suyun etkisiyle birer mızrak gibi suyun üzerine çıkmışlardı. Suyun üzerinde hareketsiz yatarken kocam da bu fırsatı değerlendirip suyun altından yanıma sinsice yaklaştı.

Tam dibimden su yüzüne çıkarak ne olduğunu anlamama fırsat vermeden dudaklarını meme uçlarımdan birine yapıştırdı. Bu temas ile irkilip sıçrayarak başımı havaya kaldırdım. Baktım kocam, bebek gibi meme ucuma yapışmış emip duruyor.

Gülümseyerek ellerimi başının arkasına bastırıp meme uçlarımı daha hızlı emmesini istedim. Kocam benim bu isteğine uyarak hiç nefes almaksızın memelerimin irileşmiş uçlarını tek tek emiyor aynı anda sol elini ise aşağılara atarak bacak aramdaki kaymak tabağına daldırmak istiyordu.

Parmakları kasıklarımdaki kaygan tüysüz tepenin üzerinden geçerek vajinamın dudakları arasına doğru ilerledi ve dudakları aralayarak nemli ve sıcak tünelimin içerisine doğru kaymaya başladı.

Bir yandan memelerimin çılgınca emilmesi ve bir yandan da vajinamın içinde hoyratça hareket edip beni delirten, tahrik eden parmakların etkisiyle kendimi su yüzeyine doğru salmış iki bacağımı da mümkün olduğu kadar açıp kocamın parmaklarını daha derine almak için gayret sarf ediyordum. Boğazımdan belli belirsiz iniltiler çıkıyor, kadınlığımı aşağı yukarı oynatarak daha derine girmesini istiyordum.

Kocam beni daha fazla bekletmedi. Belimden tuttu, havuzun kenarındaki korkuluklara doğru beraberce ilerleyip beni yüzüstü çevirdi. İki elimle korkulukları tutturup kalçalarımı mümkün olduğu kadar havaya kaldırmamı istedi.

Hiç vakit kaybetmeden isteğini yaptım ve kocam da kalçalarımın arkasındaki yerini aldı. Sol eliyle kalçalarımı aralayıp sağ eliyle tam ortasından tuttuğu aletini am dudaklarımın arasına doğru yerleştirdi.

Ancak o ana kadar suyun içerisinde bu işin daha rahat olacağını sanmamıza rağmen yanıldığımızı hemen anladık. Maalesef içime girmekte zorlanıyordu kocam. Arkamda bir iki basamak aşağı inip kalçalarımı tuttu, iyice ayırdı. Kalçalarımın arasından görünen kadınlığımın kıvrımlarını diliyle okşayarak geçti, dilini aşk tünelimin içerisine doğru soktu.

Sıcaklığı hissettiğim anda ağzının içerisinde biriktirdiği tükürükleri vajinamın içine doğru yaydı, daha sonra bir iki dil darbesi ile hem kayganlığı sağladı, hem de beni biraz daha ateşleyerek doğruldu.

Aletini yeniden hizalayıp bu sefer kendinden emin bir şekilde vajinamın içerisine doğru hızla bastırdı. Sonunda başarmış, soğuk suya rağmen benim nemli ve sıcak, duvarları kadife kaplı aşk tünelimin içerisine hızla ilerleyerek aletini sonuna kadar içime sokmuştu.

“Ohhhh!!!”

Ben hiçbir şey yapamayıp sadece derin derin zevkle inliyordum. Tek yaptığım kalçalarımı geriye doğru itip kaya gibi sertleşmiş olan kocamın erkekliğinin keyfine varmaktı.

Birkaç saniye hareketsiz kaldıktan sonra kalçalarımı hızla çevirmeye, ileri geri oynatarak penisinin her santimini hissetmeye başladım. Kocam da bu arada iki elini uzun saçlarıma götürerek sıkıca tuttu ve başımı geriye doğru çekti.

Bu hareket beni daha da ateşlemişti. Şimdi kalçalarımı bir pervane gibi hızla çevirip aletinin en derin yerime kadar girip çıkmasını sağlıyor, bir elimle de torbalarını avuçluyordum.

Havuz ile salonun giriş kısmı arasında bir boş alan mevcuttu. Boşluğun diğer tarafında ise salonun giriş kapısı vardı. Biz sevişmemizin zirvelerine, neredeyse dönülemez noktalara varmaya başlamıştık ki bir anda kapı açıldı.

İçeriye orta boylu, yaşlıya yakın göbekli bir adamla yanında uzun boylu genç bir delikanlı girdi. Konuşmalarından Alman oldukları anlaşılıyordu.

Kapıdan içeri girdikleri anda tam karşılarına gelen manzaraya bir an duralayıp hayretle bakakaldılar. Kocam arkamdan amıma girmiş, hızla gidip geliyor ben ise kısa çığlıklar atarak başımı sağa sola atıyordum.

Adamları bir anda karşımda görünce ben de şok geçirdim. Azgın kocam bu saatte kimse gelmez, kapalı diyerek kandırmıştı beni…

Adamlar bu inanılmaz manzaranın şokunu çabucak attılar. Önce yaşlısı, sonra da onu izleyerek genç adam bellerindeki havluları çözüp attılar. İkisi de çırılçıplak, önlerindeki mızraklarıyla bizi alkışlamaya başlayarak Almanca “harika” anlamına gelen bir şeyler söyleye söyleye hızla yanımıza geldiler.

Almanya’da böyle şeylerin genelde normal karşılandığını ben de biliyordum. Ama yine de bunun benim başıma gelmesi, iki yabancı erkeğin karşısında çırılçıplak yakalanmak utandırmıştı beni, hem de kocamın arkamdan soktuğu siki amımın içindeyken… Başımı çevirip hala arkamda kıpırdanıp duran kocama,

“Murat, bırak, yapma… Çıkar şu sikini amımdan…” dedim ama bunu istediğimden kendim bile emin değildim. Zaten kocam da pek hevesli değildi bırakmaya,

“Deli misin aşkım, nasıl bırakayım? Gelmek üzereyim. Ne olur, aldırma sen onlara… Alışkın onlar… Devam et… Sikiş benimle…” diye inledi arkamda…

Ne yapacağımı, ne düşüneceğimi şaşırmış, heyecanlanmıştım. Şok içinde hareketsiz kalmama rağmen kocam sanki böyle şeyleri her gün yaşıyormuşuz gibi içimden çıkmamış, ufak ufak sikini amımın içinde kıpırdatıp duruyordu. Ben kararsız, tepkisiz dururken adamlar havuzun kenarına gelerek korkulukların dibinde, iki yanımızda yakın bir yerde durup bizi motive ederek sevişmemize devam etmemizi istediler.

Kocam onlara çok iyi bildiği almancasıyla cevap yetiştirdi. Neler söylediğini bilmiyorum. Zaten sona yaklaşmış, adamlar bırakmamızı isteseler de o anda yaşadığı zevkten vazgeçecek halde değildi. Benim sevişmenin ateşiyle kor gibi olmuş kaygan vajinamın içerisinde hızla gidip gelirken orgazm olmak üzereydi.

“Ne konuştun adamlarla Murat? Ne yapıyorsun? Elin almanlarının yanında sikişecek halim yok… Bırak dedim sana…“ dedim.

“Seni çok beğenmişler aşkım. Çok güzelmişsin. Harikaymışsın. Tam bir kadın olduğunu söylüyorlar. Ohhh… Bebeğim benim… Bırak izlesinler… Senin ne seksi, ne azgın kadın olduğunu görsün onlar da…”

İki elini suyun içinde sallanan memelerimin üzerine sıkıca kenetledi. Onları sıkıyor, bırakıyor parmaklarının bütün boğumlarını benim hatırı sayılır irilikteki memelerimin içerisine adeta gömüyordu. Daha sonra parmaklarıyla meme uçlarımı birer kıskaç gibi sıkarak şehvet ve acı dolu, karışık duygular içerisinde kendimi kaybedecek hale getiriyordu beni…

Gerçekten kendimi kaybetmiştim. Artık iki yanımızda, bize sokulup yakından izleyip duran çırılçıplak adamlara ben de aldırmıyordum. Onlara aldırmadan çığlıklar atıyordum. Olayın garipliği beni daha çok tahrik ediyordu. İki yabancının önünde kocamla sikişiyordum. Her yerimi görüyorlar, kocamın sikinin amıma nasıl girip çıktığına bakarak siklerini okşuyorlardı.

Adeta grup seks yapar gibiydik. Bir yandan kocama sikiliyor, bir yandan iki yabancının ellerinin arasındaki aletlerini inceliyordum. İlk defa kocamdan başka birilerinin sikini görüyordum canlı canlı… Gencin siki hayli büyüktü, taş gibi olmuş, pembe teniyle yenilip yutulası görünüyordu.

Orta yaşlının siki ise tam sertleşmemiş, sünnetsiz kabuklu görüntüsüyle ilgimi çekiyordu. Bir ara kendimi o kadar kaybettim ki, başımı çevirip arkamda beni pompalayıp duran kocama,

“Aşkım, yaşlı adamın siki kalkmıyor galiba… Onu ellemek istiyorum. İzin verir misin?“ dedim. Kocam daha da tahrik oldu bunu söyleyince… Arkamda kulağıma inleyerek,

“Ohhh… Çılgın kadın… Ne istersen yap bebeğim. Harikasın sen… İster elle, ister amına sok… Serbestsin…”

Ben de sağ elimi yaşlı adama doğru uzatıp onun önünde yavaş yavaş uyanmaya başlayan erkekliğini tutmak istediğimi işaret ettim. Adam bu hareketime heyecan ve sevinçle karşılık verip, bir adım atarak iyice yanıma sokuldu.

Adamın penisini avucumun içine alıp sıkınca penis bedenimden fışkıran sıcaklığın etkisi ile hızla büyümüştü. Zavallı adam ne olduğunu şaşırmış irileşen kamışına hayretle bakıyor, bir yandan da onu benim ağzıma verebilmek için sabırsızlanıyordu.

Kocam da arkamda hızla gidip gelirken artık daha fazla dayanamaz hale gelmişti. Bacaklarım titremeye başlamış, vajinamda gidip gelen penisi sanki daha bir büyümüştü içimde…

Sonunda ben yaşlı Almanın sikini ağzıma aldığımda öyle tahrik oldu ki, içinden gelen haykırışları bastırmadan kalçalarımı kendine doğru çekip karnına doğru yapıştırdı ve sarsılarak kesik kesik fışkırmalarla benim sıcak aşk tünelimin içerisine boşalmaya başladı.

“Oohh… Bitirdin beni… Orospuu… Oh amına koduğumun fahişesi… Aaahhh…“ diye yüksek sesle küfürler savura savura, inleye inleye orgazm oluyordu.

Bense tam da kocamın dediğine uygun, bir orospu gibi ağzıma aldığım kabuklu yarağı soluksuz emerek adamın sanki içini dışına çıkarmak istercesine bir hırsla garip sesler çıkarıyor, sol elimle adamın torbalarını sıkıyor, sağ elimle de kendi mememi mıncıklıyordum.

Kocam orgazmın doruklarına varmış, bütün spermlerini vajinamın içerisine boşaltmıştı. Bir müddet sonra yumuşayan aletini içimden çıkartırken suyun içerisinde menilerinin beyaz kıvrımlar halinde yüzdüklerini görüyordum.

Bu arada sol tarafımızda o ana kadar hareketsiz duran genç adamın sabrı tükenmişti. Bana Almanca bir şeyler söylüyor, sanırım kendisinin de bu şehvet fırtınasına katılmak istediğini anlatmaya çalışıyordu.

“Aşkım, ne diyor bu koca sikli herif?” diye kocama sordum gözlerimi güzel sikinden ayırmadan… Kocam boşalınca yorgunluktan olaya ilgisini kaybetmişti. Arkamdan ayrılıp sudan çıkarken halsiz çıkan sesiyle,

“Seni sikmek istiyormuş. Benden izin istiyor. Yarrağını ağzına vermek için deli oluyormuş.” diyerek tercüme etti.

İlgiyle, her an üstüme atlayıp sikecek gibi duran genç delikanlıya baktım. Uzun sarı saçları, kirli sakalı, atletik vücudu, önündeki mızrağıyla harika görünüyordu.

“Doğrusu beni sikmesini isterdim aşkım. Ne dersin, izin verir misin? Siksin mi beni adam? O güzel yarağını geçirsin mi bana?“

Kocam bana ve adama ne yaparsanız yapın gibi bir hareket yaparak kendini havuzun hemen kenarında bulunan jakuzinin içerisine attı. Suyun sert fışkırmalarıyla bütün bedenine yaptığı masajın rahatlatıcı etkisine bıraktı kendini…

Ben ise kocamın tam karşısında, havuzun kenarında yaşlı Almanın siki elimde kalakalmıştım. Orgazm olamamıştım henüz ve kafayı yemek üzereydim. Kocam benim durumuma aldırış etmeden kendi orgazm sarhoşluğunu ve zevkini yaşıyordu. Bencil herif diye kızarak ben de tüm ilgimi elimdeki Alman sikine verdim.

Adamın erkekliğini ağzıma sokup çıkarıyor, başını emerken gırtlağımdan boğuk boğuk sesler çıkarıyordum. Adamın uzvu çok iri değildi ama oldukça kalın ve başı mosmor olup şişmişti. Yaladıkça tükürüklerimle bu patlıcan morunu andıran penisin başı parıl parıl parlıyordu.

Bir elimle adamın sikini, torbalarını okşayıp sıkıyordum, bir yandan da diğer elimi adamın kalçalarının arasına daldırmış, okşayıp duruyordum. Adam bundan hoşlanmış olacak ki başımı iki eliyle sabit bir şekilde tutup kamışını ağzımın içerisine hızla sokup çıkarmaya başladı. Salonun tavanı yüksek olduğundan bu sesler salonda yankılanıyor suyun çalkantı sesine karışıyordu.

Genç adam da bu manzaraya daha fazla seyirci kalamamıştı. Bizi izlerken sağ eliyle aletini devamlı sıvazlıyor onu en sert haline getirmeye çalışıyordu. Uzun boylu adeleli bir yapısı vardı ve uzvu en azından 19 – 20 cm kadar vardı. Eliyle penisinin üzerindeki deriyi geri çekince başı bütün ihtişamı ile meydana çıkıyor sonra hızla elini ileri geri hareket ettirerek sıvazlıyordu.

Ben kendimi tamamen yaptığım işe vermiştim. Almanın aletinin tamamını ağzıma sokup çıkarıyor, ellerimle de onu aşırı derecede tahrik ederek orgazmın sınırlarına yaklaştırmak istiyordum. Ancak adamın yaşı biraz geçkin olduğu için bu iş zor olacağa benziyordu.

Bu arada az önce yan taraftan bizi izleyen genç adam dayanamayıp suya girmiş, arkamdan bana yaklaşmıştı. Baldırlarımdan kavrayıp bacaklarımı havaya kaldırdı, kendi bacaklarının yanlarına doğru yerleştirdi. Bu pozisyonda vücudum su yüzeyine doğru yükseldi ve dengemi sağlayabilmek için önümde havuzun kenarında oturan diğer adamın bacaklarına tutundum.

“Kocacım, karını sikiyorlar, haberin olsun” diye seslendim kocama…

“Siksinler karıcım… Ne isterlerse yapsınlar… Ben onlara söyledim zaten senin ne azgın orospu olduğunu… Seni en baştan beri sikmeye kararlı bunlar… Zevk almaya bak sen… Tadını çıkar… Hazır iki tane kabuklu yarak… Bir daha birbirimizi görmeyiz, tanımayız… Bir daha bu fırsat elimize geçmez. Bırak siksinler, ben de izlerim sizi…“ dedi.

Kocam konuşup dururken, genç arkama iyice yerleşti, dimdik olan erkeklik organını vajinamın dudakları arasına yerleştirdi. Daha önceden kocamın menileriyle kayganlaşan kadınlığımın içerisine iri erkekliğini sabırsızca soktu.

Aniden tüm şiddetiyle içime giren bu kocaman organın verdiği acıyla suyun üzerinde kalabilmek için iki elimle yaşlı adamın bacaklarına yapışarak sıkıca sarıldım. Ağzımdan belli belirsiz bir çığlık sesi yükseldi ancak ağzımın içinde şişmiş olan penis dolayısıyle sesim tam çıkmıyordu.

Genç adam birkaç saniye hareketsiz kalıp aletini vajinamın derinliklerine kadar yerleştirdi ve daha sonra bir böğürtü ile adeta bir hayvan gibi içimde ileri geri gidip gelmeye başladı.

Ben çığlıklar atıyor adama yalvararak yavaş olmasını istiyordum. Ancak genç adam kudurmuş gibiydi ve bacaklarımı belinin arkasına dolayarak ellerini kalça kemiklerimin altına yerleştirdi, böylece onu kendisine daha iyi yapıştırarak kaçmamı engelledi.

Çareyi yaşlı adamın penisini ağzımın içine kah sokarak kah ısırarak, kah emerek arkamdaki bu dev organa alışmakta buldum. Zavallı yaşlı adam da bana yalvarırcasına Almanca bir şeyler söyleyip duruyordu. Sanırım penisine daha nazik davranmamı ister gibiydi, ancak bunun bir işe yaramayacağını anlayınca elleriyle benim dolgun memelerimi avuçlayarak onları olanca gücü ile sıkmaya başladı.

Kocam jakuzinin içinde gözlerini bana, iki alman tarafından sikilen karısına dikmiş, zevkle izleyip duruyor, kalkmış sikini okşuyordu. Hemen önünde memelerim yaşlı ve göbekli bir adam tarafından cendereye alınmış, arkamda ise bacaklarım ve kalçalarım adeta demir mengenelerin arasına hapis edilmiş olan karısı acımasızca sikiliyordu. Kısa bir müddet sonra yeniden zevklenmeye başladım. Arkamda hızla gidip gelen pompalayan gence,

“Yavaş ol… Yavaş yavaş sik, her santimini hissedeyim ne olur” diye yalvarıyordum.

Adam ise benim ne istediğimi doğal olarak anlamıyor hoyratça, tüm hızıyla vajinamın içine girip çıkıyordu. Sonunda dayanamadım, yaşlı almanın sikini ağzımdan çıkarıp başımı geriye çevirdim. Uzun sarı saçlarıyla beni sikmekte olan gence ingilizce seslendim,

”Please, slovly!”dedim. “Langsam bitte…” Sonunda anladı beni,

“Ohh, ja, natürlich!” diyerek ritmini yavaşlattı. Artık penisini tam benim istediğim şekilde, santim, santim sokuyordu. İşte şimdi zevkin doruklarına çıkmaya başlamıştım.

Yaşlı adamın işini bitirmek için olanca hızımla harekete geçtim ve adamın uzvunu gırtlağıma kadar sokup çıkararak ona ağzıyla masturbasyon yapıyordum. Yaşlı adam benim bu emme basma tulumba gibi hareket eden ağzımın içeirisindeki nemli kaygan ve sıcak tahrike daha fazla dayanamayıp, bağırarak boşaldı.

Adam yaşlıydı ama spermleri o kadar fazlaydı ki hepsini yutamadım, dudaklarımın kenarlarından aşağı bir kısmı sızdı. Bu arada ben yeniden azdım ve kalçalarımı içimdeki penis vajinamın ta dibine girecek şekilde geriye itip bütün hızımla daireler çizmeye başladım. Benim ateşim artık genç adamı da yakmaya başladı, hızlandı tekrar,

”Oooh… jaa… ich kommee…!” diye bağırarak bütün spermlerini içime bırakmaya başladı.

Bacaklarımı genç adamın kollarından kurtarıp yere bastım, başımı sağa sola atarak orgazmın zevkine varıyordum. Genç Alman ise orgazm olmasına rağmen hala içime hızla girip çıkmaya devam ediyordu.

İçimdeki organın hemen yumuşamadığını farkettim. Ereksiyonun tadını sonuna kadar çıkarmak için arkamı iyice geriye, gencin kaya gibi bedenine, içimdeki sikine yasladım.

”Ahh, oohh!” sesleriyle, büyük bir şehvetle içimdeki erkeklik organını uzvumun dudakları arasına hapsetmek, sanki onu ebediyen içimde tutmak ister gibiydim. Önce kocamın, arkasından genç adamın spermleri dışarı akmış suyun üzerinde yüzüyorlardı.

Sonunda delikanlıya havuzdan dışarı çıkmak istediğimi işaret ettim ve ikimiz beraberce havuzun kenarında bulunan yeşil çim halının üzerine çıktık. Gülümseyerek adama sırt üstü yere uzanmasını İngilizce ve işaretle karışık anlattım. Genç adam istediğim şeyi yaparak yere sırtüstü uzandı.

Kaslı bacakları aralanmış, erkekliği ise önünde hala dimdik duruyordu. Çocuk muhtemelen vücut sporu yapıyordu. Her bir kas üzerinde tek tek çalışmış, yerde yatan ve beni bekleyen vücudu bir heykel gibi görünüyordu. Ve ne gibi bir ilaç kullandığını bilmiyorum ama, bunca sevişmeden sonra erkekliği hala sertliğini koruyordu.

Bense kararsızdım. Önümdeki abideyle ne yapacağıma karar verememiştim henüz… Elime mi alsam okşayıp sevmek için, onca sikişten sonra hala dudakları arzuyla kıpırdayıp duran amıma mı alsam…

Sonunda dayanamadım, adamın iki bacağının arasına eğildim ve o muhteşem organın başını ağzıma aldım. Dirseklerimi yere dayamış iki bacağımı mümküm olduğu kadar açarak kalçalarımı yukarı kaldırmıştım. Bizi izleyen kocama ve yaşlı almana bulundukları noktadan nefis kalçalarımın arası bütün ihtişamı ile görünmesini sağlamıştım böylece…

Bodrum güneşinin altında esmerleşen tenimle bikinimin oluşturduğu beyazlıklar tam bir zıtlık oluşturmuştu. Bu zıtlıkta kalçalarımın arasından tüysüz kadınlığımın istekle açılmış dudaklarının pembeliği ve açık kahverengi, minik bir leke şeklindeki göt deliğimi bir tablo gibi erkeklerin gözlerinin önüne sermiş oluyordum.

Genç adamın ağzıma aldığım penisini mümkün olduğunca içeri, boğazıma doğru sokmaya çalışıyor, bunu yaparken etli dudaklarımı tam bir çember haline getirip ağzımın içinde vantuz gibi emiyordum. Bir elimle adamın testislerini sıkıp okşuyordum.

Genç adam yeniden kıvranmaya başlamış, doğrularak iki eliyle başımı tutarak aletini ağzımın içerisine seri bir şekilde sokup çıkarmaya başlamıştı. Penis ağzıma girip çıkarken dudaklarımın kenarlarından bir bisiklet pompasının çıkardığı seslere benzer sesler çıkarıyordu.

Bu arada arkamızda bizi izleyen ikiliden yaşlı adam daha fazla dayanamayıp yaklaştı. Kalçalarımın arasına eğilerek iki eliyle yuvarlaklarımı ayırdı ve hala bal kutumdan dışarı süzülmekte olan spermleri dilinin ucuyla yalamaya başladı.

Yaladıkça iştahlanıyor, parmaklarını benim etli kalçalarımın içine gömerek onları sıkıyordu. Dilini olabildiğince derinlere sokarak kadınlığımın içerisindeki spermleri dışarı çıkardı ve onları şehvetle yalayıp yuttu.

Biraz sonra amımı yalayıp duran ıslak ve sıcak dilinin ucunu minik deliğimde hissedince zevkle inledim. Adam büyük bir hırsla ellerini kalçalarımın üst kısmına yapıştırdı ve göt deliğimi iyice dışarı çıkarabilecek şekilde onları ayırdı.

Büzüğüm onun dilinin sıcaklığını beklercesine açılıp kapanıyor, adeta nabız gibi atıyordu. Yaşlı adamın dili fazla bekletmedi, ağzındaki bütün tükürüğü minik deliğimin içine boşalttı ve diliyle çevresine, içine doğru yaymaya çalıştı.

Ben bir yandan ağzımın içerisine büyük bir hızla girip çıkmakta olan iri organın bir an önce yeniden boşalmasını beklerken, diğer yandan arkamdaki bu dayanılmaz tahrike cevap vermeye çalışıyordum.

Götümün deliğinin iyice aralandığını hissedince sağ elimi kendi arkama doğru götürüp işaret parmağımı o küçük delikten içeri doğru soktum. Aynı zamanda kalçalarımı da ileri geri oynatıp kendi parmağımla kendimi beceriyordum.

Aldığım büyük zevki gören ve kendi kendimi parmağımla nasıl becerdiğimi izleyen yaşlı adam için bu hareketim artık bardağı taşıran son damla olmuştu. Zavallı adamcağız erkekliği yeniden sertleşmediği için bir elinin iki parmağını benim vıcık vıcık olmuş kadınlığıma daldırdı.

Diğer elinin orta parmağını ağzıma verdi. Dilimle dudaklarımla yalayıp ıslattım parmağını… Çıkarınca tekrar genç yarağı yalamaya devam ettim. Yaşlı adam hala arka deliğimi kurcalayıp durduğum işaret parmağımı tutup çekti, ağzımda ıslattığım kendi kalın orta parmağını götümün deliğine soktu.

Şimdi arkamda, yaşlı adamın iki elinin parmakları, ön ve arka deliklerimde, gencin bir piston gibi çalışan müthiş erkekliği de ağzımın içinde, artık sınırlarımı zorlayan kuvvetli bir orgazmın eşiğindeydim.

Tüm vücudumun kasları kasılmaya, ayak parmaklarıma varıncaya kadar gerilmeye başlamıştı. Genç adam bir çığlık atarak kamışını ağzımın içerisine, gırtlağıma kadar bastırdı ve orgazm olmaya başladı.

Yaşlı adam ise arkamda vajinamın içine dört parmağını sokmuş hızla çeviriyor, diğer elinin iki parmağı ise arka deliğimi iyice açarak içine sokup çıkarıyordu. Genç adamın gırtlağıma kadar soktuğu aletin etkisiyle kusar gibi olmuştum ve ağzımın içerisindeki spermler dışarı fışkırmıştı.

Ancak bu arada yaşadığım ikinci kuvvetli orgazmın etkisiyle hırıltılar çıkararak iki elimle ağzımdaki penisi kavramış onu sağa sola büküyordum.

Bütün vücudum zangır zangır titriyordu. Dizlerimin üzerinde daha fazla direnemeyip yüzükoyun yere uzandım. Toprakta kıvranan bir tesbih böceği gibi şehvetle kıvranıyordum yerde…

Kocam da yanımıza gelmiş, elinde sıvazladığı sikinden fışkıran döllerini çırılçıplak bedenimin üzerine yağmur gibi fışkırtıp duruyordu.

Bunca olayı yaşadığımız süreç içerisinde havuza henüz kimse gelmemiş ve bu muhteşem cinsel ziyafetin doyumsuzca tadına varmıştık. Sonra hep beraber kalkıp havuza ve saunaya girdik. Üç erkek havuzda beni aralarına alıp okşaya okşaya temizlediler, pakladılar. Bedenimin her yanında dolaşan ellere, dudaklara teslim ettim kendimi…

Saunanın basamaklarında genç Almanın terden parlayan vücudu, tekrar sertleşen muhteşem erkekliği yine iştahımı kabarttı. Kucağına çıktım bir şey söylemeden… Gözlerimi kapatıp gencin sikini amımın dudaklarının arasına yerleştirmesini, başıyla klitorisimi okşamasının verdiği zevke kaptırdım kendimi…

Ben genç yarağın üstünde dalgalana dalgalana oturup kalkarken yaşlı adam ve kocam iki yanımda ter damlaları süzülen memelerimi, uçlarını okşuyorlardı.

Kocam da iyice tahrik olunca gencin yarağı içimden çıkmadan ikimizi elleriyle yönlendirdi ve saunanın basamağındaki beyaz havluların üzerine uzanmamızı sağladı. Ben üstteydim doğal olarak… İçimdeki penisin verdiği zevke kendimi kaptırmışken kocamın siki de arka deliğimi okşamaya başladı.

Tekrar kendimi kaybettim. Sıcak buharın etkisiyle gevşeyen vücudum ve arka deliğim sorun çıkarmadan kocamın sikini dibine kadar aldı. Ben hareketsiz dururken iki erkeklik organı içimde makine gibi gidip gelmeye başladı.

Yaşlı alman yanımızda bize baka baka sikini okşarken üçümüzün inlemeleri, benim aynı anda iki yarak birden yerken canhıraş haykırışlarım buhar kaplı saunanın içinde yankılanıyordu.

Üç erkek o saunada evire çevire her yerimi siktiler. Teker teker, ikili, üçlü… Zevkten öldürdüler beni, ben de onları… Siki fazla kalkmıyor diye kenardan izleyip duran yaşlının da gönlünü yaptım. Bir güzel yalayıp sertleştirdiğim sikinin üstünde zıplaya zıplaya onu da iliklerine kadar boşalttım.

En son genç alman üçüncü kattaki saunanın cam duvarına dayayıp arkamdan amıma girdi. Altımızda karlı gecenin sokak lambalarıyla aydınlanmış ışığında insanlar, otomobiller gidip gelirken, sanki sokakta sikişiyormuşuz gibi arkamdan pompaladı durdu. Her vurduğunda yanaklarım, çıplak göğüslerim serin cama yapışıyor, içimdeki kalın yarak delirtiyordu zevkten…

Yanımızda bizi izleyen iki erkekten, kocam ve diğer almandan başka, sokaktan geçenler başlarını kaldırıp baksalar beni görecekler gibi geliyordu. Çırılçıplak, kocasının önünde yabancı bir erkek tarafından cama dayanmış, ayakta sikilip duran beni… Bu da ayrı bir tahrik unsuruydu elbette… Sonunda haykırarak boşaldık ikimiz de…

Her güzel şey gibi, bu da sona erdi, bitti bu zevk fırtınası… Almanlarla birbirimize teşekkür edip vedalaştık. Üstümüzde bornozlarla odamıza çıkarken öyle bitkindim ki kocamdan destek almak zorunda kaldım. Odamıza geldiğimizde bornozu sıyırmama yardım etti. Kolumu kaldıracak halim kalmamıştı.

Çırılçıplak yan yana yatağa uzandık. Elimi tuttu. Ben de kocamın elini dudaklarıma götürüp minnetle öptüm. Bana bu zevkleri yaşattığı için… İkimiz de çok mutluyduk. Fısıldayarak,

“Teşekkür ederim aşkım” dedim.

“Ne demek karıcım… Her zaman…“ diyerek yanıtladı beni… Şaşkınlıkla başımı yana çevirdiğimde yaramaz bir çocuk gibi bana muzipçe gülümseyerek bakan kocamla göz göze geldim…

Her zaman mı?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir