Ben Esra telefonda seni bosaltmami ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32

Şirkete Müdür Olmamla Değişen Seks Hayatım 3
Saat 19:00 gibi evdeydim, içeriye girdiğimde üzerimde tatlı bir yorgunluk vardı. Hemen televizyonun karşısına oturdum ve bir süre dinlendim. Karnım açtı, ama yemek hazırlamaya halim yoktu, dışarıdan sipariş vereyim diye düşünürken patronum Gökhan bey aradı, “Engin, bu akşam saat 8’de Sinem hanım, sen ve ben yemek yiyeceğiz. Hem de şu Çin’e gitme meselesini konuşacağız. Sinem hanımı aradım, sana da haber veriyorum. Mutlaka orada ol!” dedi ve telefonu kapattı. Sevinmiştim bu habere, saat 19:45 gibi evden çıktım. Her zaman gittiğimiz bir lüks balık restorantı vardı. Oradan yer ayırtmıştı bize.

10 dakika içinde restorantın önüne gelmiştim, arabamı Vale’ye verdim ve eline de biraz para sıkıştırıp içeriye girdim. Patronum Gökhan bey denize bakan bir masada oturmuştu. Yanına gittim ve selam vererek karşısındaki sandalyeye oturdum. Havadan sudan muhabbet ederken Sinem de geldi restoranta. Sinem özel olarak hazırlanmıştı, üzerinde açık kahverengi bol bir elbise, altında da diz kapağının hizasında beyaz bir etek vardı. İkimizle de tokalaşıp, benim yanımdaki sandalyeye oturdu. Gökhan bey garsonlardan birini çağırdı ve hepimizin sırayla siparişlerini aldıktan sonra, kırmızı şarap açmalarını söyledi.

Balıklarımızı beklerken muhabbeti bırakıp yavaş yavaş iş konuşmaya başladık. Gökhan bey önce bana, “Engin sana sormuyorum zaten, şirketimizin tüm satışlarında sen bulundun. Özel bir işin de yoktur büyük ihtimal, o yüzden seni kesin Çin’e gideceklerin arasına yazıyorum!” dedi ve ben de kafamla onayladım. Gökhan bey, Sinem’e döndü ve “Sinem, sen evlisin, o yüzden gelmek istemeyebilirsin. İstemiyorsan Özgür’e söyleyebilirim, ama o izindeyken raporla sen ve Engin uğraştığından daha çok biliyorsun işi. Senin gitmeni isterim, ama gidemem diyorsan da Özgür’ü yazarım Engin’in yanına!” dedi. Sinem, “Yok yok Gökhan bey, benim eski çalıştığım şirkette de zaten oluyordu böyle geziler, oradan alışkınım. Engin beyle gidebilirim!” dedi.

Gökhan bey işleri halletmenin memnuniyetiyle gülümseyerek, “O zaman tamam, Pazartesi günü işe gelmeyin. Pazartesi akşamı saat 20:00’de uçağınız kalkacak. Cuma akşamı aynı saatlerde de Türkiye’ye döneceksiniz!” dedi. İşle ilgili birkaç bilgi daha verdikten sonra artık işi bırakıp, tekrardan normal muhabbetimize dönmüştü. Saat 21:30’a kadar oturduk. Yemeklerimizi bitirdikten sonra birer kadeh şarap daha içip kalktık. Sinem tam restoranttan çıkarken, “Aaa, ben telefonumu unuttum. Siz gidin ben geliyorum!” dedi. Bu tabii ki bana bir mesajdı. Gökhan bey, “Tamam, görüşürüz o zaman!” dedi ve arabasına binip gitti.

Ben restoran çıkışında Sinem’i bekliyordum. Bu arada bir sigara yaktım ve içmeye başladım. Sinem yanıma geldi ve “Eee, haftasonu bir planımız var mı?” dedi. Ben de, “Yok, sen nereyi istiyorsun?” dedim ve gülümsedim. Sinem, “Açık hava olsun bu sefer!” dediğinde, “Seni Pazar günü pikniğe götüreyim istersen?” dedim. Sinem gülümseyip, “Olur, görüşürüz!” dedi ve arabasına doğru gitmeye başladı. Ben de arabama bindim ve hızlıca evime döndüm. Yorgunluğun ve içkinin etkisi yüzünden yatağıma kendimi atar atmaz pijamalarımı giymeden sızıp kalmışım.

Cumartesi gününü de evde geçirdim ve Pazar günü saat 09:00 gibi kalktım. Kahvaltımı yaptıktan sonra Sinem’i aradım ve “Saat 13:00 gibi sizin sokağın bir altındaki sokakta bekliyor olacağım!” dedim. “Tamam!” dedi. Liseli aşıklar gibi gizli gizli buluşuyorduk, gerçekten çok güzel oluyordu. Buluşmadan bir saat önce hazırlandım. Altıma diz kapaklarımın biraz altında biten şort ve üzerime tişört geçirip çıktım. Mangalı alıp arabanın bagajına koyduktan sonra sırayla alışverişimi yaptım ve saat 13:00’e yaklaşırken Sinem’lerin bir alt sokağına gelip arabayı park ettim.

Bir sigara yaktım ve sigaramı içtikten sonra Sinem’i arayarak, “Ben geldim!” dedim. Sinem de, “Tamam Hülyacım, geliyorum hemen!” deyip telefonu kapattı. 10 dakika sonra altında gri bir eşofman, üstünde de kahverengi bir tişörtle Sinem’i gördüm. Sade giyimi bile onu taş gibi göstermişti, eşofmanının altından kalçaları harika gözüküyordu, yürüdükçe sağa sola sallanması insanı tahrik ediyordu. Hemen bildiğim bir ormanlık piknik alanına sürdüm arabayı. Pazar olduğundan etraf kalabalıktı.

Biz rahat hareket etmek için, ormanın en arka bölümlerine gittik. Boş bulduğumuz masaya yavaş yavaş eşyaları koymaya başladık. Ben mangalı yaktım ve kıvamına gelince etleri atmaya başladım. 8 şişe bira almıştım yanıma. Yemeği hazırladıktan sonra servis ettim ve biralarımızla beraber güzel bir yemek yedik. Yemeğimiz bitince ben kalktım ve arabanın bagajını açtım. Sinem bana bakıyordu. İp çıkarttım ve ağaca salıncak kurdum. Bir de minder koyup, Sinem’i salıncağa bindirdim. Çocuk gibi eğleniyordu salıncağın üstünde. Onu sallarken belinden yavaş yavaş kalçalarına kadar gelmiştim. Saat 17:00 olmuştu, eşyaları tekrardan arabaya yerleştirdik. Sinem arabaya binerken benim beklediğimi görünce, “Binmiyor musun?” dedi. Ben de, “Yanıma gelsene!” dedim. Sinem arabanın kapısını kapattı ve ben de arabayı kilitledim. Sinem’in elinden tutarak, çalıların arasına götürdüm.

Kimsenin bizi göremeyeceği bir yerde dudaklarına yapıştım. Dudaklarını öperken karnını ve göğüslerini de avuçluyordum. Sinem, “Dur yapma, biri görür!” demesine rağmen, kendisini de geriye çekemiyordu. Sinem’i öptükçe o da iyice rahatlamaya başladı. Ben de biraz tedirgindim, açık alan olduğundan her an birine yakalanabilirdik, ama bu yakalanma korkusu beni müthiş derecede tahrik ediyordu. Ben Sinem’i sikerken birisinin izlediğini ve bizi seyrederek 31 çekip boşaldığını düşünmek beni çok fena azdırıyordu.

Bunu düşünürken iyice yarrağım kemik gibi olmuştu. Sinem’i ağaca dayamıştım ve ben de bacağına değdiriyordum yarrağımı. Sinem birden elini sikime attı ve “Buna ne oldu böyle ya?” dedi. Gerçekten okadar sertleşmişti ki, resmen patlamaya hazır bombaydı. Sinem’in boynuna bir öpücük kondurup, “Seni istiyor yavrum!” dedim. Sinem hemen eğildi ve şortumu bir hamlede indirdi, altıma Boxer giymemiştim ve sikim dimdik karşısındaydı. Sinem hemen sikimi eline alarak okşamaya başladı.

Ben ağaca tutunmuş destek alırken, hafiften hırlıyordum. Bugün çok fena boşalacaktım, bunu hissediyordum. Sinem yarrağımı ağzına almadan önce hafif hafif diliyle yarrağımın başını dondurma yalar gibi yalamaya başladı. Yarrağımın en uç kısmına dili değdikçe elektrik çarpmış gibi vücudum titriyordu. Sinem’e, “Yalasana orospu, amacın beni kudurtmak mı?” dediğimde sinsice güldü. Yarrağımın ucundan zevk sıvıları yavaş yavaş akmaya başlamıştı. Sinem en sonunda yarrağımı köküne kadar ağzına aldı.

Ben, “Oohhh, müthişsin!” dedim. Sinem bunu duyduktan sonra iyice hızlanmaya başladı, dudakları sikimde gezindikçe içim bir hoş oluyordu. Ben de bir elimle ağacı tutarken, boşta kalan elimle Sinem’in sırtını ve omuzlarını okşuyordum. Sinem’in hızlı hızlı yalamasına daha fazla dayanamayacaktım. “Geliyorum, fahişem!” dediğimde, Sinem biraz daha hızlandı ve ben de saniyeler içinde ağzına boşaldım. Boşalmam bitmiyordu resmen, boşaldıkça daha fazla geliyordu sanki. Yarım dakikaya yakın boşaldıktan sonra Sinem yarrağımı ağzından çıkarttı. Döllerimin bir kısmı ağzının kenarından süzülüp yere damlıyordu. Sinem eliyle ağzını temizledikten sonra, “Bu neydi ya, hayatımda böyle boşalma görmedim!” dedi. Ben de, “Ne yapayım, çok tahrik ettin beni!” dedim. Bir kadın övgü almayı seviyordu, Sinem bunu duyunca tekrardan hırslandı ve yarrağımı ağzına alıp emmeye başladı.

Son birkaç kez sakso çektikten sonra ayağa kalktı. Arkasını, kendime doğru döndürdüm ve yüzünü ağaca doğru yapıştırdım. Sinem tam domalık olmasa bile hafif eğik pozisyonda duruyordu. Gri dar eşofmanından kalçalarını biraz izledikten sonra eşofmanını dizlerine kadar indirdim. Bu arada etrafı kesiyordum acaba bizi izleyen varmı diye, ama kimseyi görememiştim. Sinem’in altında kırmızı, küçücük bir külot vardı. Kalçalarının yarısından fazlası meydandaydı. Kalçalarına bir iki tokat attıktan sonra eğildim. Kalçalarının külotundan açıkta kalan kısımlarını öptükten sonra külotunu da indirdim. Kalçalarını ayırdım ve göt deliğine dil attım. Sinem hafifçe inlemeye başladı. Göt deliğinden amına indim ve amını yalamaya başladım. Sinem’in inlemeleri arttı, bir eli arkada başımı tutup amına bastırıyordu, diğer eliyle de dengesini korumak için ağaçtan destek alıyordu.

Sinem’in amı sulandıkça sulanmaya başladı, harika bir koku geliyordu amından ve bu kokuyla beraber iyice sikim sertleşiyordu. 10 dakika sonra Sinem de benim gibi orgazm olmaya başladı. Amı iyice sulanmıştı, hemen kalktım ve boynuna öpücük kondurduktan sonra amına yarrağımı soktum ve git gel yapmaya başladım. Yavaş yavaş girip çıkıyordum ve bu arada üstündeki tişörtten omzuna ve boynuna öpücükler kondurarak, kulağına onu tahrik edecek sözler fısıldıyordum. 15 dakika kadar o pozisyonda siktim. Ağaçlık alanda olduğumuzdan çok fazla pozisyon deneyemiyorduk. Boşalacağım zaman içinden çıktım ve Sinem’i önümde çömeltip yüzüne boşaldım.

Sinem yüzünü temizlemek için hızla arabaya koşarak mendil aldı. Ben de şortumu çektikten sonra arabaya yürüdüm. Arabaya geldiğimde Sinem yüzünü temizlemiş ve bir sigara yakmıştı. Ben de hemen bir sigara yaktım ve arabayı çalıştırdım. Güzel bir piknik geçirmiş, heyecanlı bir sikiş yaşamıştık, ikimiz de hafif yorgunduk. Sinem’i aldığım yerde bıraktım. Sinem bana teşekkür ederek arabadan indi ve hızla evine gitti, ben de evime doğru sürdüm. Arabadaki malzemeleri yukarıya çıkarttıktan sonra biraz temizlik yaptım ve televizyonun karşısına kuruldum. Televizyonu izlemiyor, piknikte yaşadıklarımızı düşünüyordum. Hafif hafif uyuklamaya da başlamıştım ki, telefon çaldı.

Ben Esra telefonda seni bosaltmami ister misin?
Telefon Numaram: 00237 8000 92 32